S'exprimer, s'organiser, contester :
ce n'est pas du terrorisme !

Clea*

Comité liberté d'expression et d'association

Contact :

cleaclea@laposte.net


PÉTITION

En savoir plus avant de singer...


Le Clea

Charte [HTML] [PDF]

Communiqués

Clea [Section Liège]
Conférence, tract et affiche

Les histoires belges dégénèrent

Bahar Kimyongür

Message du 11 mai [wma]

Lettre du 8 mai

Autobiographie

Mots de la famille

Livre Blanc

Conférence de presse (10 mai)

Déclaration du Clea

Rassemblement (11 mai)

Reportage photo

Déclaration du Clea

Dossier

Note sur l'arrestation

Jugement du 28-02-06 [PDF]

Note sur le dossier de Bruges [PDF]

Note sur la loi anti-T [PDF]

Analyses

L'autre affaire Erdal

Un procès exemplaire

Appel du SAD

Communiqué d'Attac (10 mai) [PDF]

Presse

Carte blanche (LLB) 5 mai

Vu dans la presse

 

Liste de diffusion >>>

 

Documents à télécharger >>>

 

Dordrecht cezaevinden 8 Mayıs 2006

 

 

Gand mahkemesi başkanlığına,

 

 

Her şeyden önce şanlı 8 Mayıs gününde; 61 yıl önce Avrupa’nın kurtuluşunu sağlayan tüm anti-faşist direnişlerde mücadele veren ve kendini feda etmekten çekinmeyen bütün “teröristleri” selamlamak istiyorum.

Onlar verdiğim bu mütevazi mücadelenin yolunu aydınlatan, bitmez tükenmez ilham kaynaklarıdırlar. Savaşım, onların deyişiyle “güzel yarınlar içindir”.

 

Türkiye’ye yaptığım seyahatlerin ardından DHKC’nin de aynı güzel yarınlar için, nazi faşizmine karşı direndiği gibi savaştığını gördüm, anladım.

 

DHKC’ye duyduğum sempati sonucunda yürütülen mücadeleyi Belçikalı demokratlara tanıttım. Benim kullandığım yöntemler hiç bir zaman şiddeti içermedi.

Lakin Belçika adaletince büyük suçlar işlemişim gibi tarafima yapılan inatçı saldırılar var.
İşlediğim o büyük suçlar nedir peki?

Protestolar; sembolik protesto eylemleri, basın açıklamaları, imza kampanyaları, açlık grevleri, sempozyumlar, seminerler, Belçikalı veya Avrupalı milletvekililerle görüşmeler, ilaç toplamalar, uluslararası cezaevi gözlemleme komisyonlarını Türkiye hapishanelerine göndermek, fotoğraf sergileri düzenlemek, konserler, film gösterimleri...

Uzun lafin kısası bütün yaptıklarım dayanışmak ve ifade özgürlüğünü kullanmakla ilgili “suçlardır”. Yani Hitler, Pinochet, Evren veya Bush gibi en büyük zalimler dışında;  kimseyi korkutmayacak eylemler. Ama bügün, kendilerine “demokratik” diyen Avrupa ülkeleri, Türkiye “demokrasisinin” bakışları altında, bana saldırıyorlar.

11 günden beri Hollanda’da tutuklu bulunmaktayım ve açlık grevindeyim. Tutukluğumun nedeni; 28 Kasım 2000 tarihinde, Türk devletinin Dışişleri bakanı Ismail Cem’i Avrupa Parlementosu’nda protesto etmek. Bu gerekçeyle Türkiye tarafindan çıkartılan uluslararası tutuklama kararı bulunuyor.

 

Yaptığım eylemin amacı, Ismail Cem ve hükümetinin siyasi tutsaklara saldırmaya yönelik planlarını teşhir etmekti. Gerçekten de, o tarihten üç hafta sonra, Türk hükümeti siyasi tutsaklara yönelik ülke tarihindeki en kanlı askeri operasyonu gerçekleştirdi. Eylemim Belçika’da hiç bir soruşturmaya neden olmadı. Fakkat Hollanda eyleme aynı gözle bakmıyor.

Hollanda adaletinin beni serbest bırakmamasının sebebi Türkiye’ye iade edilmeme yönelik kararın alınacağı duruşmaya gelmeyeceğimden korkmalarıdır.

Türk devleti ise, 122 politik tutsağın yaşamları feda ederek protesto ettikleri F tipi denilen ölüm hücrelerinde beni 15 yıl hapsetmek istiyor.

DHKC’nin bir açıklamasını çevirdiğim ve yayımladığım gerekçesiyle Belçika tarafından 4 yıl hapis cezasına çarptırıldım.

 

Uzun lafin kısası; Türkiye devleti benim kafamı, Belçika devleti gövdemi ve Hollanda devleti ise ayaklarımı istiyor.

 

Bana karşı uluslararası linç kampanyası ne zaman biter bilmiyorum ama tekrar inatla söylüyorum; zulme karşı kutsal direniş hakkını korumak için iradem sonsuzdur.

 

[...]

 

Ve hiçbir zaman şu gerçeği unutmayın: “insanları öldürmeden önce, haklarını öldürdüler”.

 

Sayı ve selamlarımla

 

Bahar Kimyongür


 

 

* Le Clea est un collectif citoyen visant à promouvoir un débat critique sur les nouvelles législations antiterroristes. Le cas de Bahar Kimyongür est exemplaire à cet égard. En vertu de ces nouvelles dispositions, non seulement les libertés d'expression et d'association sont mises à mal mais en plus la vie d'un homme qui n'a commis aucun délit est menacée.