S'exprimer, s'organiser, contester :
ce n'est pas du terrorisme !

Clea*

Comité liberté d'expression et d'association

Contact :

cleaclea@laposte.net


PÉTITION

En savoir plus avant de singer...


Le Clea

Charte [HTML] [PDF]

Communiqués

Clea [Section Liège]
Conférence, tract et affiche

Les histoires belges dégénèrent

Bahar Kimyongür

Message du 11 mai [wma]

Lettre du 8 mai

Autobiographie

Mots de la famille

Livre Blanc

Conférence de presse (10 mai)

Déclaration du Clea

Rassemblement (11 mai)

Reportage photo

Déclaration du Clea

Dossier

Note sur l'arrestation

Jugement du 28-02-06 [PDF]

Note sur le dossier de Bruges [PDF]

Note sur la loi anti-T [PDF]

Analyses

L'autre affaire Erdal

Un procès exemplaire

Appel du SAD

Communiqué d'Attac (10 mai) [PDF]

Presse

Carte blanche (LLB) 5 mai

Vu dans la presse

 

Liste de diffusion >>>

 

Documents à télécharger >>>

 

BAHAR’A ÖZGÜRLÜK!

HAYATI TEHLİKEDE

 Belçika vatandaşını korumalı:

Bahar Kimyongür’ün Türkiye’ye iadesine hayır.

 Terörizme karşı yasa özgürlüklerimize bir saldırı

 

Clea’nın kuruluşu 2006 yılının başlarında, CLEA Bahar Kimyongür’ün terörist bir grubun yöneticisi olması iddiası ile Belçika’da 7 yıl hapis cezası alma tehlikesi karşısında kuruldu. Brüksel Hür Üniversitesi’nden (Bahar’ın 1996 yılından tarih bölümünden diploma aldığı üniversite) çeşitli profesör, araştırmacı, öğrenciler ve vatandaşlar tarafından oluşturulan komite, “Bahar neden terörist olarak nitelendiriliyor” sorusudan yola çıkarak örgütlenme oluşturdu.

 

2003 Belçika anti-terör yasası Hızla, terör konusundaki yeni yasaların özgürlüklerimiz için açık bir tehlike oluşturduğu komite için bir gerçekti. Bahar’ın durumu bu bakımdan bir amblem.

32 yaşındaki üniversite mezunu bu Belçika vatandaşı, ne Belçika’da, ne Türkiye’de hiç bir suç işlememiş ve işlemeyi de düşünmemiştir. Belçika mahkemelerinin kendisine yönelttikleri suçlamalar ise, DHKC’nin bir açıklamasını çevirmek, yayımlamak ve yorumlamak ve bu hareketin Belçika’daki enformasyon bürosuna üye olmak. Bahar’a hukuki olarak yöneltilenler ile, anti-terör yasalarının yürürlüğe girmesiyle bir şeyleri ifade etmenin ve örgütlenmenin artık terör eylemi sayıldığının farkına varıyoruz. Bu açıdan Belçika adaleti politik niteliğini açığa veriyor, çünkü anayasa tarafından garantiye alınan ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel prensipler gasp ediliyor; daha geniş bir süreçte politik etkinliklerin kriminalize edilmesine katkı sağlıyor bu. Ayrıca bu yasa ceza hukukumuz hakkında, kişinin sorumluluğu ve kişinin sadece eylemi yaptığı ülkenin sınırları içinde yargınalabilirliği konusunda, temel prinsiplerimizi sorgulamaya götürüyor.

 

Bilgi topluluğu olarak, CLEA Bu yasanın özgürlüklerde kısıtlamaya yol açtığının bilincine varan komite üyeleri, CLEA’yanın iki konferans düzenlemesine yol açtı. Sunulan ana fikir şöyle özetlenebilinir: konuşmalarda terörizm demokrasi için bir tehlike olarak sunulsa da, farkına varıyoruz ki, pratikte ifade ve örgütlenme özgürlükleri, terörizme karşı mücadele gerekçesi altında, zora sokuluyor.
Bu konferanslarda, Zoe Genot (Yeşiller Partisi’nden Milletvekili), Manuel Lambert ( İnsan Hakları Birliği) Paul Bekaert (Bruges eski Baro Başkanı) Jean-Claude Paye (sosyolog) bu yasa etrafından eleştirel bir tartışmaya katıldılar. Yüzlerce kişi bu şekilde, “ifade özgürlüğü, örgütlenme, karşı çıkış: teröristlik değildir” önerisi üzerine düşünme imkanı buldu.

Ayrıca, CLEA Bahar’ı Bruges davasında desteklemek ve (11 kişinin yargılandığı Erdal davası olarak bilinen dava) yasanın hangi şekilde uygulandığını gözlemlemek amacıyla bir heyet organize etti. Karar mahkemesinde (28 Şubat) Bahar 4 sene hapis cezasına çarpırılarak tutuksuk bırakıldı ve karara karşı temyiz için başvurdu.

 

Bahar Kimyongür’ün çalışmaları Yıllardar Bahar kendini Türkiye’deki siyasi tutsakların durumunu duyurmak için adadı. Amnesty Enternasyonal’in raporları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye devletine verdiği mahkumiyetler, tutsaklara yönelik işkence ve katliamların  sıkça yaşandığını ortaya koyuyor. Bahar, adaletsizliğe karşı verdiği mücadelede, bir çok kez insanları duyarlılığa çağırmak için kamuoyuna duyurular yaptı, Avrupa parlementerlerine yönelik hapishanelerin gözlemlenmesi için heyetler düzenledi. Bunları şöyle ifade ediyor Bahar: “Bu şekilde, yıllarca daima demokratik ve legal yöntemlerle, Türkiye’de ve dünyada demokrasi ve adalet için terörizme karşı mücadele ettim”.

 

Türkiye tarafından çıkarılan uluslararası tutuklama emri Bahar kültürel bir etkinlik hazırlığı içindeyken, Hollanda polisi tarafından 28 Nisan 2006 gecesi tutuklandı. Kendisine, Türkiye’nin hakkında çıkardığı uluslararası tutuklama emri bildirildi. Sunulan gerekçe şuydu: terörist gruba üye olmak. Olay ise şu;  2000 yılında Türkiye’nin bir bakanını AB Parlamentosu’nda protesto etmek. O zamandan beri, tutuklu ve açlık grevinde.

1 Mayıs günü, Hollanda Mahkemesi, uluslararası tutuklama talebinin hukuksal geçerliliğini onayladı ve iade talebinin görüşülmesi için davaya 40 gün vade verdi.

 

Belçika’nın rolü Belçika devleti böyle bir tutuklama ve iade talebinin varlığından haberdardı, ancak ilgili kişiyi bilgilendirmeye gerek duymadı. Tam tersine, Bahar ülke sınırlarından çıkar çıkmaz iki polis arabası tarafından durduruldu. Bu olayda, hiç bir şey tesadüfe bırakılmamıştı:  Belçika devleti bilerek, Türkiye devletini memnun etmek için, bir vatandaşını kurban verdi (Belçika devleti, Erdal’ın kaybolmasıyla küçük düşürüldüğünü hissetmişti). 28 Şubat mahkeme kararı da, bu dramatik sonuçlara yol açan bir hava oluşturdu.

 

Bahar’ın teşhir ettiği işkencecilerin ellinde olmasına asla izin vermeyeceğiz!

Belçika anti-terör yasasının doğru dayanakları üzerine tartışabiliriz, CLEA bu yasanın demokrasi için bir tehlike oluşturduğunu düşünenlerden. Ama Bahar Kimyongür’ün hayati tehlikesi bir gerçek ve bizi yeni bir sorun ile karşı karşıya bırakıyor.

 

Bahar herkesden çok daha iyi biliyorki, Hollanda tarafından Türkiye’ye iade edilmesi halinde, Türkiye devleti tarafından savunduğu siyasi tutsaklara yaşatılan vahşet ile karşılaşacak. Burada, Bahar’ın çalışmalarını siyasi etkinlik, ya da terörist bir eylem olarak görüp görmemek tartışma konusu değil. Bir insanan hayatı tehlikede. Çalışmalarından dolayı yargılanacaksa, bu ancak 8 Mayıs tarihinde başlayan Gand’daki temyiz mahkemesinde olmalı. CLEA, suçsuzluğunun kanıtlanacağına güveniyor. Ama Bahar’ı Türk polisinin eline vermeyi hiç bir demokrat kabul edemez.

 

Dayanışma komiseti, CLEA Bahar’ın hayati tehlikesi bulunduğu Türkiye’ye iade edilmesine karşı çıkıyoruz. Belçika devletinin kendi vatandaşını korumasını ve Hollanda devletine ülkemize geri gönderilmesi için baskı yapmasını istiyoruz.  Bahar’ın Belçika’daki temyiz mahkemesinde kendisini savunabilmesi için derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu üç talep imza kampanyamızın sürdüğü sitede bulunuyor: http://perso.wanadoo.fr/clea.be.  Belçika makamlarının iki yüzlülüğe son vermeleri ve Bahar için olumlu resmi bir tavır almaları yönünde baskı oluşturmak için sunulacak imzalara tüm vatandaşları katılmaya çağırıyoruz. Bahar’ın tutuklanmasından bu yana eylemler düzenleniyor: 1 Mayıs’tan itibaren 100 kişi ( aralarından avukatlar ve parlementer’lerin de bulunduğu) CLEA’nın 3 talebinin yerine getirilmesi çağrısı ile, Hollanda konsolosluğu önünde toplandı. Binden fazla kişi bu çağrıya imza attı. 5 kıtadan da destek mesajları akıyor. Belçika ve dünyadan önemli kişilikler (siyasi, entellektüel, sanatçı) Bahar’ın özgürlüğünü ve Belçika’nın sorumluluklarını yerine getirmesini dile getiriyorlar. Bahar’a destek eylemleri, özgürlüğüne kavuşuncaya kadar artarak sürecek, çünkü kendisine rağmen, Bahar anti-terör yasalarının demokrasi üzerindeki tehlikenin bir sembolü oldu.

 

CLEA nedir? CLEA bir terör örgütü değildir. CLEA’nın DHKP-C ile hiç bir bağı yoktur. CLEA bu örgütün yürüttüğü mücadele konusunda bir tutum içinde değildir. Ancak CLEA, Belçika’da anti-terör yasalarının bu harekete karşı kullanımı konusunda endişeli, çünkü bu günki gerçek dışı durumu ortaya çıkardı: teşhir ettiği işkencecilere Bahar’ı yem olarak verme yolunu açıyor. CLEA işte bu anlamda, bu yasanın kullanımı üzerine eleştirel bir tartışmayı açıyor.

Son gelişmeler, analizlerin ve CLEA’nın çalışmalarının ne kadar yerinde olduğunun göstergesi. Ama aynı zamanda son olarak yaşananlar, komiteyi, Bahar’ın Türkiye’ye iadesini engellemek için, tüm gücünü bu konudaki geniş bir cepheye yöneltmesine getirdi.

Tüm yurttaşları, CLEA’nın yanında yer alarak, imza kampanyamızda yer alan üç talebimizi savunmaya çağırıyoruz.

CLEA’nın bu mücadelede kazanacağı bir şey yok. Tersine komite üyeleri için, Belçika polisinin göz korkutma faaliyetleri ve basının da yıpratma çabaları ile karşılaşmak kolay olmuyor. Ama eminiz ki, Bahar’ın durumu bizim ve sizin desteğinizi hak ediyor.

Kaygılı yurttaşlar olarak, bu bizim inancımız, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yapılan saldırılara karşı demokrasiyi savunuyoruz.


 

 

* Le Clea est un collectif citoyen visant à promouvoir un débat critique sur les nouvelles législations antiterroristes. Le cas de Bahar Kimyongür est exemplaire à cet égard. En vertu de ces nouvelles dispositions, non seulement les libertés d'expression et d'association sont mises à mal mais en plus la vie d'un homme qui n'a commis aucun délit est menacée.